<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>kul olmak var..var olmak için yok olmak var..</title>
        <description></description>
        <link>http://whocares.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 22:00:15 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>MASONLUĞUN SAKLANAN YÜZÜ</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/masonlugun-saklanan-yuzu_1534985.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/masonlugun-saklanan-yuzu_1534985.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Bir kişi, internet sitelerinden veya gazete, dergi ve kitaplarda yapılan açıklamalardan masonları takip ederse, onların insancıl olduklarını ve iyiliğe hizmet ettiklerini zannedebilir. İlkelerini anlattıklarında, masonluğun faydalı ve gerekli bir dernek olduğunu düşünebilir. Ancak masonların kendi gizli kaynaklarını incelediğimizde karşımıza daha başka bir yapı çıkar. Bu kaynaklarda masonluğun, hükümetleri ve devletleri yok sayıp ülkeleri yönetmeyi, devrimler yapmayı hedefleyen, hatta masonik amaçlar uğruna göz kırpmadan savaşlar dahi çıkartabilen bir örgüt olduğu görülecektir. Bununla birlikte vurgulanması gereken önemli bir nokta da, çeşitli vaadlerle masonluğa dahil edilmiş bazı alt düzey masonların, örgütün bu faaliyet sistemine farkında olmadan dahil edildikleridir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Masonluk aynı zamanda, hakkında en çok soru işareti bulunan ve insanların merakını çeken konulardan biridir. Çünkü bu örgütün çalışmaları gizlidir, gerçek felsefesi ve amaçları hakkında da çok farklı yorumlar yapılmaktadır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Masonlar kendilerini tanıtırken &quot;insan sevgisi, hoşgörü, evrensel kardeşlik, akıl ve bilim yolu&quot; vs. gibi etkileyici kavramlar kullanırlar. Oysa, masonluk oldukça karanlık bir örgüttür. En temel özellikleri ise dini inançlara saygılı gibi görünmelerine rağmen dinsiz, hatta din ahlakının karşısında olmalarıdır. Ancak bunu doğrudan söylemeyip farklı şekillerde dile getirirler. Asıl amaçları, insanın merkez olarak kabul edilmesi yani insanın ilahlaştırılmasıdır. (Yüce Allah&amp;#8217;ı tenzih ederiz.) Türk mason localarının 1923'te yayınladığı &quot;Meşrik-i Azam İçtimai Zabıtları&quot;nda, bu sapkın felsefe şöyle ifade ediliyor: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;#8216;&amp;#8217;Biz artık Allah'ı hayat gayesi olarak tanımayacağız. Biz bir gaye yarattık. O gaye Allah değil, beşeriyettir.&amp;#8217;&amp;#8217;&lt;/STRONG&gt; (Rabbimiz&amp;#8217;i tenzih ederiz.) &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir başka m.. ( &lt;a href=&quot;http://whocares.blogcu.com/masonlugun-saklanan-yuzu_1534985.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 17 Dec 2006 21:46:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şems'ten inciler..</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/sems-ten-inciler_1313533.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/sems-ten-inciler_1313533.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Şems-i Tebrizi'den hakikat eseri rubai ve beyitler&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu&amp;nbsp; gönül&amp;nbsp; işidir, kafa işi değil.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Akıl, kişilerin bağıdır, aşk bu bağları çözer&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Akıl der ki, taşkınlık etme! Aşk da teklifsiz davran, der!&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Şaşarım seven insan nasıl uyur? &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Âşıka her türlü uyku haramdır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bırakmıyorum ki, gönülde düşünce olasın, &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İstemiyorum ki, gözlerde değersiz kalasın; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Seni canımda saklıyorum;&amp;nbsp; gözümde gönlümde&amp;nbsp; değil &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Tâ ki son nefesime kadar bana yâr olasın!&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Yüreğim&amp;nbsp; aşk ateşinden kebap&amp;nbsp; olmuştur.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Çehremin rengi ciğer kanındandır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dostun dudağının suyu şarabımdtr.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Artık beni kınamayın; bana akıl öğretmenin ne yeri var?&lt;BR&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dikkat et ki, onun vuslatı herkesin eline geçmez &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Şeriat&amp;nbsp; kadehinden&amp;nbsp; sarhoşlara&amp;nbsp; süt vermezler. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Orada dünya heveslerinden geçmiş erenler dem çeker &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kendine tapanlara tek bir yudum bile vermezler.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Mademki nefsini bilmekte herkes gafil, &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ne olurdu bilseydim kimlerdir cahil!&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ey can bana bir görün bitmeden son nefesim, &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İşimi çabuk bitir, artık kesilsin sesim!&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;-&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gelip&amp;nbsp; geçici&amp;nbsp;&amp;nbsp; güzelliklere&amp;nbsp; erenlerin gönül&amp;nbsp; bağlaması imkânsızdır&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Mon, 06 Nov 2006 13:11:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hakikat güneşi Şems..</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/hakikat-gunesi-sems_1312911.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/hakikat-gunesi-sems_1312911.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;ŞEMS-İ TEBRİZİ (k.s)&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Konya&amp;#8217;da, eski adıyla güllük mevkiinde Şems Parkı olarak bilinen alanın içinde eski bir cami ve türbe vardır. Yılın her günü ziyaretçilerle dolup taşan Mevlânâ türbesine yaklaşık on dakikalık mesafedeki bu mekânı&amp;nbsp; bilen ve ziyaret edenlerin sayısı ise parmakla gösterilecek kadar azdır.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Sözünü ettiğimiz türbe, Mevlânâ&amp;#8217;yı hakikâtin sırlarına ulaştıran bir zatın adını taşımaktadır. Tahmin ettiğiniz gibi Şems-i Tebrizi&amp;#8217;nin adını.... &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Büyük bir arif olduğu bilinen Melikdad oğlu Ali adlı bir kişinin oğlu olan Muhammed Şemseddin, 1164 senesinde Tebriz&amp;#8217;de dünyaya gelmiştir. Henüz çocukluk ve ilk gençlik yıllarında bile kendi kuşağının çocuklarından bambaşka olduğunu göstermiş, anne babasını,yakınlarını, hocalarını hayrete düşüren davranışlar ortaya koymuştur. Zamanın ölçülerini aşan bu zat, çocukluk dönemine ait bir anıyı şöyle anlatıyor:&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;#8220;Henüz ergenlik çağına girmemiştim. Aşk deryasına daldım mı otuz kırk gün hiçbir şey yiyemezdim; istekten kesilirdim. Günlerce açlığa susuzluğa katlanırdım. Bir gün babam bana çıkıştı : &amp;#8217; Oğlum&amp;#8217;,&amp;nbsp; dedi &amp;#8216;b.. ( &lt;a href=&quot;http://whocares.blogcu.com/hakikat-gunesi-sems_1312911.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 06 Nov 2006 11:24:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Me..</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/me_831164.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/me_831164.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/whocares_DSC00536.JPG&quot;&gt;&lt;/A&gt;&lt;BR&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/whocares_DSC00631.JPG&quot;&gt;&lt;IMG height=659 src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/whocares_DSC00631.JPG&quot; width=480 border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://whocares.blogcu.com/me_831164.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 19 Jul 2006 10:45:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ZAMANSIZLIK VE KADER GERÇEĞİ..!</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/zamansizlik-ve-kader-gercegi_312814.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/zamansizlik-ve-kader-gercegi_312814.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bugüne
kadar, gelmiş geçmiş bütün din aleyhtarı kişilere ve akımlara
bakıldığında hemen hepsinin felsefi temelinde materyalist (maddeci)
düşüncenin yattığı görülür. Bilindiği gibi materyalistler yaratılış
gerçeğini reddederler. Bunun yerine maddenin sonsuzdan beri var
olduğunu ve sonsuza kadar da mutlak bir varlık olarak kalacağını iddia
ederler. Diğer bir deyişle maddeyi ilahlaştırırlar. Materyalistlerin
kendi kaynaklarında materyalizm (maddecilik) şöyle tarif edilir:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Materyalizm
dünyanın ezeli ve ebediliğini (öncesiz ve sonrasızlığını), Tanrı
tarafından yaratılmış olmadığını ve de zaman ve mekanda sonsuzluğunu
kabul eder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Materyalizmin maddeyi bu
derece ilahlaştırmasının nedeni, her ne olursa olsun bir Yaratıcı'nın
varlığını kabul etmemektir. Çünkü madde mutlak değilse bir başlangıcı
var demektir; bir başlangıcı varsa da yoktan var edilmiş, yani
yaratılmış demektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Nitekim 20. yüzyılın
sonunda tüm bilim dünyasının vardığı ortak sonuç, maddenin mutlak
olmadığı, bir başlangıcı olduğu gerçeğini doğrulamaktadır: Tüm evren
yaklaşık 15 milyar yıl önce &quot;sıfır&quot; hacimdeki bir noktanın patlamasıyla
yokluktan meydana gelmiş ve genişleyerek günümüzdeki şeklini almıştır.
Büyük Patlama (Big Bang) adı verilen bu olayın doğruluğu, pek çok somut
delil ve gözlemle, aynı zamanda da teorik fizikçilerin hesaplamalarıyla
da kanıtlanmıştır.&lt;br&gt; &lt;br&gt; Bugün bilimin ulaştığı son nokta, Kuran'ın
ve tüm ilahi dinlerin bildirdiği &quot;evrenin yoktan var edildiği&quot;
gerçeğini doğrulamaktadır. Yine bununla birlikte çağdaş bilim,
materyalizmi ve bunu esas alan ideolojileri her alanda yalanlamakta,
materyalist görüşe sahip olanların maddeye dayalı dünyalarını yıkmakta,
yaratılışa karşı açtıkları savaşta onları yenik düşürmektedir.&lt;br&gt; &lt;br&gt;
Buna rağmen matery.. ( &lt;a href=&quot;http://whocares.blogcu.com/zamansizlik-ve-kader-gercegi_312814.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 01 Mar 2006 14:16:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Maddenin Ardındaki Sır..Bölüm 3</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir-bolum-3_303711.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir-bolum-3_303711.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;ALGILAYAN KİM?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Buraya
kadar anlaşılacağı gibi, içinde yaşadığımızı sandığımız ve &quot;dış dünya&quot;
adını verdiğimiz maddesel dünyanın aslında beynimizde oluştuğuna kuşku
yoktur. Ama asıl önemli soru burada ortaya çıkar: Bildiğimiz bütün
maddesel varlıklar gerçekte birer algı ise, o halde beynimiz nedir?
Beynimiz de kolumuz, bacağımız ya da başka herhangi bir nesne gibi
maddesel dünyanın bir parçası olduğuna göre, o da diğer maddeler gibi
bir algı olmalıdır. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Rüya ile ilgili bir
örnek konuyu daha iyi açıklayacaktır. Şimdiye kadar olan anlatımımıza
uygun olarak beynimizin içinde bir rüya seyrettiğimizi düşünelim.
Rüyada hayali bir bedenimiz olacaktır. Hayali bir kolumuz, hayali bir
gövdemiz, hayali bir gözümüz ve de hayali bir beynimiz. Rüya sırasında
bize &quot;nerede görüyorsun?&quot; gibi bir soru gelse vereceğimiz cevap
&quot;beynimde görüyorum&quot; olacaktır. Ama ortada gerçek bir beyin yoktur.
Sadece hayali bir vücut, hayali bir kafatası ve hayali bir beyin
vardır. Rüyanızdaki görüntüyü gören irade ise, rüyadaki hayali beyin
değil, ondan daha &quot;ötede&quot; olan bir varlıktır. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Rüyadaki
ortamla gerçek hayat dediğimiz ortam arasında herhangi bir fiziksel
fark olmadığını biliyoruz. Öyleyse, bize gerçek hayat dediğimiz
ortamda, &quot;nerede görüyorsun?&quot; sorusu sorulduğunda da üstteki örnekteki
gibi &quot;beynimde&quot; cevabını vermenin bir anlamı yoktur. Her iki durumda da
gören ve algılayan irade, bir et parçası niteliğindeki beyin değildir. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Beyni
analiz ettiğimizde karşımıza, diğer canlı organlarda da bulunan protein
ve yağ molekülleri gibi moleküllerden daha farklı bir malzeme çıkmaz.
Yani beyin dediğimiz et parçasında, görüntüleri seyrederek
yorumlayacak, bilinci oluşturacak, kısacası &quot;ben&quot; dediğimiz şeyi
yaratabilecek bir şey yoktur. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;R.. ( &lt;a href=&quot;http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir-bolum-3_303711.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 26 Feb 2006 16:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Maddenin Ardındaki Sır..Bölüm 2</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir-bolum-2_303702.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir-bolum-2_303702.html</guid> 
            <description>&lt;P class=chapter&gt;BEYNİMİZİN İÇİNDE OLUŞAN &quot;DIŞ DÜNYA&quot;&lt;/P&gt;
&lt;P class=chapter&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=chapter&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Buraya kadar anlattığımız fiziksel gerçekler bizi tartışılmaz bir sonuca ulaştırır: Bizim gördüğümüz, dokunduğumuz, duyduğumuz ve adına &quot;madde&quot;, &quot;dünya&quot; ya da &quot;evren&quot; dediğimiz kavramlar, sadece ve sadece beynimizde oluşan elektrik sinyalleridir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Örneğin meyve yiyen biri, aslında meyvenin beynindeki algısıyla muhataptır, aslıyla değil. Kişinin &quot;meyve&quot; diye nitelendirdiği şey, meyvenin biçimi, tadı, kokusu ve sertliğine ait elektriksel bilginin beyinde algılanmasından ibarettir. Eğer beyne giden görme sinirini keserseniz, meyve görüntüsü de bir anda yok olur. Veya burundaki algılayıcılardan beyne uzanan sinirdeki bir kopukluk, koku algınızı tamamen ortadan kaldırır. Çünkü meyve, bir takım elektrik sinyallerini beynin yorumlamasından başka bir şey değildir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir nokta da uzaklık hissidir. Uzaklık, örneğin bu kitapla aranızdaki mesafe, sadece beyninizde meydana gelen bir boşluk hissidir. Bir insanın kendisinden çok uzakta sandığı maddeler de aslında beyninin içindedir. Örneğin insan göğe bakıp yıldızları seyreder ve bunların milyonlarca ışık yılı uzakta olduklarını sanır. Oysa yıldızlar onun içinde, beynindeki görüntü merkezindedirler. Bu yazıları okurken içinde oturduğunuzu sandığınız odanın da aslında içinde değilsiniz; aksine oda sizin içinizdedir. Bedeninizi görmeniz, sizi odanın içinde olduğunuza inandırır. Ancak şunu unutmayın; bedeniniz de beyninizde oluşan bir görüntüdür. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Tüm diğer algılarınız için de aynı durum geçerlidir. Örneğin siz yan odadaki televizyonun sesini duyduğunuzu sanırken aslında beyninizin içindeki sesle muhatapsınızdır. Ne yanda bir oda olduğunu, ne de o odadaki bir televizyondan ses geldiğini ispatlamanız mümkün değildir. Metrelerce uz.. ( &lt;a href=&quot;http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir-bolum-2_303702.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 26 Feb 2006 16:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Maddenin Ardındaki Sır..</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir_303673.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir_303673.html</guid> 
            <description>
&lt;p&gt;UYARI &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;left&quot;&gt;OKUYACAĞINIZ
BU BÖLÜM, HAYATIN ÇOK ÖNEMLİ BİR SIRRINI İÇERMEKTEDİR. MADDESEL DÜNYAYA
BAKIŞ AÇINIZI KÖKTEN DEĞİŞTİRECEK OLAN BU KONUYU, ÇOK DİKKATLİ BİR
BİÇİMDE VE SİNDİREREK OKUMALISINIZ.&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;left&quot;&gt;BURADA
ANLATILACAK OLANLAR YALNIZCA BİR BAKIŞ AÇISI, FARKLI BİR YAKLAŞIM VEYA
HERHANGİ BİR FELSEFİ DÜŞÜNCE DEĞİL; DİNE İNANAN-İNANMAYAN HERKESİN
KABUL EDECEĞİ, BUGÜN BİLİMİN DE KANITLADIĞI KESİN BİR GERÇEKTİR..&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;left&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çevresini
akıl ve vicdan yoluyla izleyen kişi fark eder ki, evrendeki
canlı-cansız herşey yaratılmıştır. Peki tüm bunlar kim tarafından
yaratılmıştır? &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Açıktır ki, evrenin her
noktasında kendini belli eden &quot;yaratılmışlık&quot;, evrenin kendisinin bir
ürünü olamaz. Örneğin bir böcek kendi kendisini var etmemiştir. Güneş
sistemi, bitkiler, insanlar, bakteriler, alyuvarlar, kelebekler kendi
kendilerini yaratmamışlardır. Tüm bunların &quot;tesadüfen&quot; oluşmaları gibi
bir ihtimal de, kitabın önceki sayfalarında incelediğimiz gibi, söz
konusu değildir. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Dolayısıyla şu sonuca
varabiliriz: Gözümüzle gördüğümüz herşey yaratılmıştır... Ancak
gözümüzle gördüğümüz şeylerin hiçbiri &quot;Yaratıcı&quot; değildir. O halde,
Yaratıcı, gözümüzle gördüğümüz herşeyden başka ve üstün bir varlıktır.
Kendisi görünmeyen, fakat yarattığı herşeyin Kendisi'nin varlığını ve
vasıflarını gösterdiği üstün bir güçtür. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;İşte
Allah'ın varlığını tanımayanların saptığı nokta da buradadır. Bu
kişiler, Allah'ı gözleriyle görmedikleri sürece, O'nun varlığına iman
.. ( &lt;a href=&quot;http://whocares.blogcu.com/maddenin-ardindaki-sir_303673.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 26 Feb 2006 15:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>TİRYAKİ SÖZLERİ  3</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/tiryaki-sozleri-3_298200.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/tiryaki-sozleri-3_298200.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
BÖLÜM 3&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;lt;!--[if !supportLists]--&amp;gt;·&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;lt;!--[endif]--&amp;gt;&lt;B&gt;Taraftarlık gibi muhalefette sert kolalı yakalığa benzer.Onlardan biri gerdanınızda ise başınız güdümünüzde değildir.&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;

&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;lt;!--[if !supportLists]--&amp;gt;·&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;lt;!--[endif]--&amp;gt;&lt;B&gt;Seyyahların en bahtiyarı bahar'dır:Japonyadan genç çıkar,Hindistana genç girer.Her yerde daima güzel gençliğini gezdirir..&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;

&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;lt;!--[if !supportLists]--&amp;gt;·&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;lt;!--[endif]--&amp;gt;&lt;B&gt;Yaşamak her saniye biraz ölmektir..</description>
            <pubDate>Tue, 17 Jul 2007 17:52:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>TİRYAKİ SÖZLERİ 2</title>
            <link>http://whocares.blogcu.com/tiryaki-sozleri-2_298189.html</link>
            <guid>http://whocares.blogcu.com/tiryaki-sozleri-2_298189.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;lt;!--[if !supportLists]--&amp;gt;BÖLÜM&amp;nbsp; 2&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;BR&gt;·&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;lt;!--[endif]--&amp;gt;&lt;B&gt;Toplumlar şehirler gibidir.Harab olsalarda buyuk parçaları ayakta kalır..&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;

&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;lt;!--[if !supportLists]--&amp;gt;·&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;lt;!--[endif]--&amp;gt;&lt;B&gt;Kaza gibi geçmişede razı olmak gerekir.Ölenleri çekiştirmektense doğanları çekip cevirmek lazım..&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;

&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;lt;!--[if !supportLists]--&amp;gt;·</description>
            <pubDate>Tue, 17 Jul 2007 17:50:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://whocares.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>